Hamilelik

Adım Adım Normal Doğum

Adım Adım Normal Doğum

Hepsi birbirinden farklı pek çok yorum ve kötü giden “normal doğum” hikayeleri nedeniyle anne adayları normal doğumdan korkabiliyor. Daha yaşamadan bu “mucizevi” olaydan uzaklaşabiliyorlar. Ancak unutmayın ki normal doğum tabiatın kadınlara armağan ettiği bir “mucize”dir. İşte aşama aşama normal doğum ve normal doğumla ilgili merak ettiğiniz her şey…

Belki de hayatınızın en “önemli”, en “özel” anıdır bebeğinizi kollarınıza aldığınız dakikalar… Ona sahip olana kadar ise vermeniz gereken bir sürü karar, düşünmeniz gereken bir sürü iş sizi bekler… Ancak bir kez bu güzellik içinizde yaşam bulmaya başladı mı, her şey gölgede kalır. Mutluluğunuz katlanarak artar. Onun varlığını iyice hissettirmesi ile “vermeniz gereken kararlar” listesine, yavrunuzu “hangi doğum yöntemi” ile dünyaya getireceğiniz de eklenir. Özellikle normal doğumla ilgili çevrenizden sizi korkutacak pek çok yorum duyabilirsiniz. Ancak unutmayın ki vücudunuzda bu süreç için her şey sanki bir bir hesaplanmış gibidir. Aksilik yaşayabilme olasılığının çok düşük olduğunu unutmayın. Amerikan Hastanesi’nden Jin. Opr. Dr. Alper Mumcu normal doğumun aşamalarını, avantajları ve dezavantajlarını, anne adaylarının bu doğuma nasıl hazırlanması gerektiğini detaylarıyla anlattı.

Normal doğumun anne ve bebek açısından avantajları

Normal doğum, milyonlarca yıldır bütün memeli varlıkların soylarını devam ettirmekte kullandıkları yöntemdir. En önemli avantajı normal ve fizyolojik olmasıdır. Normal doğumdan hemen sonra anneler hamilelik öncesi yaşantılarına dönebilir. Ve hastanede kalış süreleri son derece kısa olur. Bebek açısından normal doğumun avantajı ise, doğum esnasında sıkışıp büzüşen bebeğin akciğerlerinin soluk alıp vermeye daha hazırlıklı olmasıdır. Ayrıca anne ve bebek arasında duygusal temas, daha kısa sürede ve güçlü başlar.

Yaşanabilecek sorunlar

Avantajlarının yanı sıra normal doğum bazı riskleri de beraberinde taşır. En büyük sorunlardan biri, tamamen normal seyreden bir doğumun bile her an problem geliştirmeye müsait olmasıdır. Her şey yolunda giderken birden bebek, strese girebilir, kalp atışları yavaşlayabilir, hatta kaybedilebilir. Bu nedenle normal doğum mutlaka hastane koşullarında ve en kısa sürede sezaryene geçilebilecek bir ortamda yapılmalıdır. Bunun dışında, normal doğumda en çok korkulan komplikasyonlardan biri de, bebeğin başı göründükten sonra, omuzlarının annenin kemiklerine takılmasıdır. Bu durumda da ne yazık ki büyük olasılıkla bebek kaybedilir. Ayrıca doğumun uzaması, bebeğin oksijensiz kalmasına, gerek zeka, gerekse motor fonksiyonlarında geriliğe neden olabilir. Anne açısından önemli bir risk ise doğum esnasında oluşabilen vajinal yırtıklardır. Normal doğuma bağlı olarak gelişebilecek mesane sarkması da, idrar kaçırma şikayetlerine yol açabilir. Oldukça ürkütücü görünen bu komplikasyonların, son derece nadir ortaya çıkabileceğini unutmayın.

Doğum öncesi bebeğin aşağı inmesi (Hafifleme)

Hamileliğinizin son dönemlerinde nefes almada zorlanmaya başlamanız normaldir. Bebeğinizin artık diyafram kasınızı iyice yukarı doğru itmesi ve göğüs boşluğunu azaltması bunun temel nedenidir. Doğum yaklaşırken bebeğin başı doğum kanalına doğru iner. Bu sayede göğüs boşluğu ve diyaframınız üzerindeki baskı azalır. Artık daha rahat soluk alıp verebildiğinizi ve sanki hafiflediğinizi hissedebilirsiniz. Öte yandan bebeğin başının aşağıya inmesi mesaneniz üzerindeki baskının artmasına neden olur. Bunun sonucunda da tıpkı hamileliğinizin erken dönemlerinde olduğu gibi sık sık idrara çıkma gereksinimi duyarsınız.

Nişan gelmesi

Hamilelik sırasında rahim ağzı, sümüğümsü bir yapı ile doludur. “Mukus tıkaç” adı verilen bu birikmiş salgılar, bebeği dış etkenlere karşı korur. Doğumun yaklaşması ile birlikte rahim ağzı gevşemeye başlar ve bu tıkaç düşer. Halk arasında bu durum “nişan gelmesi” olarak adlandırılır ve doğumun artık çok uzak olmadığını gösteren işaretlerden birisidir.

Suyun gelmesi

Her 10 hamileden birinde amniyo kesesi (bebeği çevreleyen zar) beklenmedik bir zamanda yırtılır ve amniyo sıvısı dışarı boşalır. “Suyun gelmesi” olarak adlandırılan bu durum doğumun yaklaştığını gösterir. 36. haftadan sonra, suyun gelmesini takiben, genelde 24 saat içinde, doğum eylemi kendiliğinden başlar. Suyunuz geldiğinde zaman kaybetmeden doktorunuzu arayın. Amniyo kesesi açıldıktan sonra, bebeğinizi enfeksiyonlara karşı koruyacak hiçbir bariyer kalmadığından asla vajina içerisine tampon gibi maddeler yerleştirmeyin. Ve cinsel ilişkide bulunmayın.

Aşırı enerjik olma

Tüm hamileliğiniz süresince kendinizi çok bitkin ve yorgun hissedebilirsiniz. Fırsat bulduğunuz her an, ufak bir şekerleme yapma ihtiyacı duyabilirsiniz. Ancak bir sabah uyandığınızda kendinizi bir anda çok enerjik hissedip, temizlikten alışverişe, bir sürü işi yapmak için koşuşturur vaziyette bulursanız şaşırmayın. Pek çok kadın doğumdan kısa bir süre önce bu şekilde hisseder.

Doğum aşamaları

Başarılı bir doğumun gerçekleşmesi için bebeğin içinde bulunduğu ve gelişimini tamamladığı rahmin dışına çıkması gerekir. Bunun için ise tüm hamilelik seyri boyunca kapalı duran rahim ağzının açılması ve rahmin, bebeği bu açıklıktan vajinaya ve oradan da dış dünyaya itmesi gerekir. Bu mucizevi olay belirli bir sırayı takip eden aşamalar halinde gerçekleşir. İlk önce rahim ağzı açılmaya ve incelmeye uygun hale gelmelidir. Normalde arkaya doğru dönük olan rahim ağzı, yavaş yavaş öne doğru dönmeye başlarken içerdiği su miktarı artar ve yumuşar. Temel hazırlıklar gerçekleştikten sonra ise, rahim ağzının açılması ve bebeğin dışarı atılması için ana faktör olan rahim kasılmaları ile birlikte doğum eylemi başlar. Doğum eyleminin 3 klinik aşaması vardır.

  •     Birinci aşama

Doğumun en uzun evresi olan birinci aşamada yaşayacağınız olaylar kısaca şöyle:

. Doğum eyleminin başladığına karar verildiğinde hastaneye yatışınız gerçekleşir.
. Lavman yapılarak bağırsakların son kısmı boşaltılır.
. Damar yolu açılarak sıvı verilir.
. Rahim kasılmaları ile bebeğin kalp atımları monitörize edilir.
. Ağrıların durumuna göre damar yolundan suni sancı ile destek yapılabilir.
. Kasılmalar düzenli hale geldikten sonra ya da açıklık 4 santime ulaştığında epidural kateter takılır.
. Eğer kendiliğinden açılmadıysa, su keseniz doktorunuz tarafından açılabilir.
. İlk başlarda 1-2 saatte bir, sonra daha kısa aralıklarla muayene yapılarak durum değerlendirilir.
. Bazen dolaşmanıza izin verilebilir.

  •     İkinci aşama

İkinci aşama ile birlikte anne adayının doğuma etkili olduğu zaman başlamıştır. Bu aşamanın başlaması ile birlikte doğum sancıları, yani kasılmalar da karakter değiştirir. Araları açılır ve şiddeti azalır. Anne adayı iyice yorulmuştur. Bebeğin başı artık vajina içerisindedir ve doğuma çok yaklaşmıştır. İşte bu aşamada doğumunuzu yaptıracak olan doktorunuz, sizden çok önemli bir yardımda bulunmanızı isteyecektir ki o da “ıkınmanızdır”. Ikınmak, doğum eyleminin normal bir parçasıdır ve siz istemeseniz de gerçekleşecektir. Bu yüzden korkulacak bir durum yoktur. Doğa kendi doğum mekanizmalarını milyonlarca yıl içinde mükemmel bir şekilde geliştirmiştir. Bebeğiniz doğduktan hemen sonra, genelde daha kordonu bile kesilmeden sizin kucağınıza verilir.

  •     Üçüncü aşama

Bebek anne ve babasıyla tanıştıktan sonra doktoru tarafından ilk muayenesi yapılır, silinir, giydirilir ve yeniden annesinin kucağına verilir. Bu aşamada doğumun üçüncü evresi başlamıştır. Bebeğinizin kordonunun kesilmesi ve ilk ağlaması ile birlikte tüm hamileliğiniz boyunca onunla aranızdaki iletişim merkezi olan plasentanın da görevi sona erer. Doğumunuzun bundan sonraki üçüncü ve son aşaması plasentanın doğumudur. Bebek doğduktan sonra kasılmaların sıklığı ve şiddeti azalır. Birkaç kasılma ile birlikte plasenta yapıştığı yerden ayrılır.

Normal doğum un sezaryenden üstünlüğü

Bu son aşamada normal doğumun sezaryene olan en önemli üstünlüğünü fark edebilirsiniz. Odanıza alındığınızda kendinizi mutlu, ancak yorgun hissetmeniz normaldir. Dilerseniz hiç zaman kaybetmeden duş alabilir. üstünüzü değiştirebilir, yemek yiyebilir, ziyaretçilerinizi ve tebrikleri kabul edebilir, gezip dolaşabilir ya da yatıp dinlenebilirsiniz. Oysa sezaryen sonrasında duş almak, karnınızı doyurmak ve ayağa kalkıp dolaşmak için birkaç güne ihtiyaç vardır. Doğumdan sonraki ilk 24 saati hastanede geçirdikten sonra, doktorunuz ve bebeğinizin doktorunun izin vermesi durumunda taburcu olabilirsiniz. Gerçekten de “doğum eylemi” özel bir durumdur. Her kadın normal doğumu değişik şekillerde yaşayabilir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu